bakış tasarımı

Biz kadınların son zamanlarda neredeyse en sık karşılaştığı problemi cilt lekeleri… Giderek sayısı artmakla birlikte  her yaştan insandan şikayet almaya başlayınca dedim ki sadece nasıl lekeleri azaltırız sorusunun cevabını değil, cilt lekelerinin sebeplerini ve o sebepleri tetikleyen dış etkenleri, belki de yanlış davranışları belirlemek, problemin kaynağına inerek önce problemi engellemek, eğer önlenememişse varolan problemi tedavi yoluna gitmek daha doğru bir yaklaşım olacak. Çünkü cildiyle problemi olan kişinin bilinçlenmesi, cildine doğru davranması bizim işimizi kolaylaştırır ve sonuca daha hızlı ulaşılır. Ayrıca alınan sonucun stabil kalabilmesi yani problemin giderek içinden çıkılamaz bir hal almasının önlenmesi açısından da bu yaklaşım oldukça önemlidir. 

Gelin şimdi tek tek inceleyelim;

Tabii ki ilk sırada bilinçsiz bir şekilde ve aşırı güneşe maruz kalma yatıyor.

  • Ben bronzlaşamayı çok severim
  • Leke tedavisi görsem bile yazın gider yine güneşlenirim
  • Bronz teni çok seviyorum
  • Ama güneş koruyucumu hiç eksik etmem
  • Koruyucumu sürüp bronzlaşırım

gibi cümleler kuruyorsanız yanlış yoldasınız! Bu yaklaşımlar varolan lekelerinizi daha koyu ve kalıcı hale getirmekle birlikte, hele ki kış aylarında leke tedavisi gördüyseniz, lekelerinizi daha da arttıracak ve lekeleriniz azalmış dahi olsa muhteşem bir hızla geri gelecektir. Ben bu cümlelerden herhangi birini kuran ve ısrar eden hiç kimseye leke tedavisi önermiyorum. Karşılıklı verilen emeğin çöpe atılmasına gönlüm razı gelmez. Güzel bir cildi olsun isteyen kişi bronzlaşmayı unutmalı. Sanıldığı gibi güneş koruyucular mucizevi bir koruma sağlamaz. Elbette olmazsa olmazdır fakat yüzde yüz koruma diye de bir şey maalesef yoktur. Güneş koruyucu kullansak bile de Güneş ışınlarına uzun süre maruz kalırsak bronzlaşma kaçınılmazdır. Bu sebeple de tedavi olalım  da olmayalım lekelerimizin artmaması adına güneşten kaçınmalıyız. Bir diğer yanılgı ise kişilerin yıllarca güneşlendiğini fakat o güne kadar yıllardır leke oluşumuna maruz kalmadığını düşünmesidir.  Elbette o dönemde kullanılan yanlış bir ürün, Güneş’e karşı cildi hassaslaştıran bazı sistemik ilaçlar buna neden olmuş olabilir. Öte yandan, gözden kaçırdığımız çok büyük bir neden var ki genelde kabul edilmiyor. Yıllarca ne de olsa bir şey olmuyor denilerek Güneş’in zararlı ışınlarına maruz kalıp, aylarca bronz bir tenle gezdikten sonra hücrenin DNA yapısı bozulur fakat bu ilk başta dışarıdan görülebilir bir bozulma değildir. Çünkü birçok cilt problemi gibi leke problemi de 30’lu yaşlarda kendini göstermeye başlar. Daha gençken cilt yapısı daha güçlüdür ve savaşabilir. Daha sonraları ise elbette cilt de yorulur ve sinyal vermeye başlar. İşte tam da bu noktada erken yaşlarda cildinize iyi davranıp davranmadığınız gerçeği ortaya çıkar.

Bazıları bu duruma  üzülecek ama sağlıklı bronzlaşmak diye bir şey yoktur. Bronzlaşmak sağlıksız bir durumdur. Cildin kendini korumak için verdiği tepkidir, yani sadece leke olarak dönmeyen, başka cilt problemlerinizi de beraberinde getiren bronzlaşma cildin yara almasıdır. Bronzlaşma, cildin nemini azaltırken elastin, kolajen lifleri zayıflatır ve çabuk yaşlanmaya sebebiyet verir.

Gelelim her açıdan hassas olduğumuz hamilelik dönemine. Bu dönemdeki hormonal değişiklikler cildi Güneş ışınlarına karşı hassas hale getirirken aynı zamanda lekeye sebebiyet verir. Zaten yeni bedeniyle öyle hemen barışamayan biz kadınlar bir de üzerine lekeler oluştuğunda keyif almamız gereken bir dönemi sıkıntılı geçirebiliyoruz.

Bu noktada sizlere iki öneriyle gelebilirim;

Birincisi; doğurganlık mucizevi bir şey tadını çıkarmaya bakın,

İkincisi ise  Güneş koruyucunuzu ihmal etmeyin. Yine de lekelendiyseniz eğer doğum sonrası kapımız size hep açık.

Elbette sivilceli ciltleri de unutmuyoruz. Sivilceleriniz geçti fakat izleri mi kaldı? Akne probleminin iyileşmesi uzun zaman alan bir cilt problemi olması yetmezmiş gibi iyileşirken de ciltte leke ve iz bırakması da cabası. Bu süreçte cildimize çok doğru davranmış olsak dahi bu durumla karşılaşabiliriz. Aslına bakacak olursak benim değinmek istediğim başka bir nokta var o da şu; sivilce problemi yaşayan hemen hemen herkesin eli sürekli yüzünde. Ya sivilcelerimizi sıkmaya çalışırız ya sürekli yolup koparırız. Bir zamanlar sivilceli bir yüzü olan ben bile bunu bile bile yapmış biriyim.

Peki bunca şeyden ne çıkarıyoruz?  Önce yanlışlarımızı düzeltip, cildimize doğru davranıyoruz. Sonrasında ise beraberce doğru tedavi ve bakım protokolü oluşturup bu can sıkıcı problemden kurtuluyoruz.