genital bölge beyazlatma

Genital Bölge Beyazlatma

Kadın cinselliği ve  daha geriye gittiğimizde ‘’vajina ve vulva’’ kelimeleri bile toplumlarda oldukça büyük bir tabu olmuştur.  Bu yazıda; üstü pek de açılmayan, mümkün mertebe konuşulmayan ve hatta tıp literatürüne bile çok geç girmiş vulvaya ve vulvaya uygulanan ufak bir operasyona değineceğim.

Öncelikle vajinanın yapısının anlaşılması çok uzun bir zaman almıştır. Örneğin; Roma İmparatorluğunun önde gelen tıbbi araştırmacılarından Galen, M.S. 2. Yüzyılda vajinayla ilgili ”içten dışa bir penis’’ imgelemesi yaptı ki bu sadece bir benzetme değildi, o dönemde kadın ve erkeğin birebir aynı cinsel organı paylaştığı yaygın bir kanıydı. 1500’lü yıllardan sonra, Rönesans ile birlikte anatomistler üreme organlarını da incelemeye başlayabildiler; ancak çizdikleri üreme organları resimleri kilise tarafından skandal kabul edildi ve sansüre uğradı. Bu sebeple, anatominin babası kabul edilen Flaman doktor Andreas Vesalius bile klitorisi, sağlıklı kadınlarda olmayan anormal bir parça olarak gördü. Hatta vajinanın penisin kusurlu bir versiyonu olduğu görüşüne sadık kaldı. Vajina hakkındaki sır perdesi, Aydınlanma Çağı’nın gelmesi ve matbaayla birlikte aralanmaya başladı.

Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda, günümüz dünyasında bile, kadınların bedenleriyle ilişkilerinin erkeklerden oldukça zayıf ve olumsuz olması çok şaşırtıcı olmasa gerek. Büyürken, erkek çocuklarının çoğunluğu bedenini merak etme ve keşfetme konusunda herhangi bir kısıtlamayla karşılaşmazken kız çocukları bedenlerini başkalarının gözünden görmeye şartlandırırlar. Dolayısıyla bir erkek bedenini daha erken yaşlarda tanıyıp kabullenirken kadınlarda bu süreç çok daha yavaş ilerler ve hatta azımsanamayacak kadar çok kadın bedenini keşfetme şansı bulamaz.

Kadınlar erkeklere kıyasla kendi bedenlerini popüler modellerle kıyaslayıp çok daha az beğenirler. Bedeninden memnun olmayan bir kadının da, kendisini cinsel olarak arzulanabilir hissetmesi veya arzu duyabilmesi eksiktir.

Hatta aslına bakacak olursak, orta yaş dönemi kadın cinselliğinin en rahat yaşandığı dönemlerden biridir. Bunda cinselliğin öğrenilen ve zamanla gelişen bir davranış olmasını önemlidir. Tam da bu noktada kadınların vulvalarıyla ilgili yaşadıkları bazı sıkıntılar oluşmaktadır. Bunlardan ilki vajinal kararmadır.  Bir diğer adıyla ‘’Genital Bölge Hiperpigmentasyonu’’

Genital Bölge Hiperpigmentasyonu Nedir?

Yaşlanma süreci, genital-perineal ve bunlara bitişik bölgelerde vücudun diğer bölgeleriyle aynı şekilde gerçekleşir. Bu sebeple, bu bölgede elastiklik ve sıkılığın kaybedilmesinin yanı sıra renk değişikliği de görülebilir; bu da hiperpigmentasyon adı verilen, görünümü hoş olmayan “lekeli cilt” etkisi oluşturur. Genital bölge hiperpigmentasyonu; genital-perineal bölge, uylukların iç kısmı ve kasıklardaki deride kararmaya neden olan, aşırı melanin üretiminden kaynaklanan bir bozukluktur. Genital bölgenin renginin koyulaşmasının en büyük nedeni, burada bulunan östrojen hormonunun yoğun olmasıdır. Genital bölgede bulunan melanosit adı verilen renk hücreleri, östrojen hormonun güneş ışınları ile birleşmesi sonucunda harekete geçer. Bunun sonucunda melanin adı verilen pigmentler salgılanır ve bu bölgede renk koyulaşması meydana gelir. Genital bölgenin giysiyle ya da tüylerle kaplı olması, güneş ışınlarının bu bölgeye ulaşmasına engel değildir. Güneş ışınları, genital bölgeye kolaylıkla ulaşabilir ve renk kararması, lekelenme gibi sorunlara neden olabilir.

Toparlamak gerekirse, genital bölgenin renginin koyulaşmasında, aşağıdaki nedenler etkilidir;

  • Hamilelik veya doğum kontrol hapları nedeniyle genital bölgedeki östrojen yoğunluğunun artması
  • Yaşın ilerlemesi
  • Genital bölgeye yapılan epilasyon işlemleri
  • Böbrek üstü, bezlerinin fazla çalışması
  • Düzenli olarak hormon ilaçlarının kullanılması
  • Genital bölgeye uygulanan bazı kremler ya da ilaçlar
  • Genital bölgeye yapılan cerrahi işlemler
  • Genetik faktörler
  • Güneş ışınlarına fazla maruz kalınması
  • Esmer tenli olunması

Genital bölgede renk koyulaşması, hastanın öz saygısını ve cinsel yaşamını etkileyerek yaşam kalitesine olumsuz etki eder. Erişkinlerin %70’i vücut tüylerini alır ve genital bölge en çok depilasyon yapılan bölgedir. Hamile kadınların %90’ında hiperpigmentasyon görülür; yüzün yanı sıra en çok etkilenen bölgeler dış genitaller, kasıklar, meme uçları, meme ucu çevresi ve koltuk altlarıdır.

Peki Çözümlerimiz Neler?

  • Bu bölgenin PH’ına uygun olarak özel üretilmiş içeriklerin deri yüzeyine topikal olarak veya deri altına enjeksiyon ile verilmesi
  • Bazı lazer yöntemlerinin melanin baskılama ve parçalama özelliğinden faydalanma
  • Özel bölge için üretilmiş tek kullanımlık maske

gibi yöntemler genital beyazlatmada son derece etkili olmasının yanı sıra;  işlem sonrası gündelik hayata dönüş de oldukça hızlı olduğu için bu üç yöntem de son derece fazla tercih edilmektedir. Bikini ve koltukaltı bölgelerindeki kararmalar kontrollü bir şekilde ortadan kaldırılabilecek sorunlardır. Günümüz teknolojisiyle, çok kısa süren işlemler hayat kalitesini arttırmakta ve kişinin özgüvenine destek olmaktadır.

Bu tedavilerde uygulanan lazer ışınları cildin yalnızca birkaç milimetre altına inmektedir. Fazla derinlere inmediği için rahime, adet düzenine ve yumurtalıklara herhangi bir zararı ve yan etkisi yoktur. Ayrıca cinsel hazzı da olumsuz etkilemez. Herhangi bir riski bulunmaz.

Bu beyazlatma tedavisinin ardından ilk 24 saat, genital bölgede güneş yanığı gibi bir kızarıklık görülmesi normal kabul edilir. Uygulamanın ardından 2. Günden itibaren cildin kabuklanması ve soyulması başlar. 7 gün boyunca cilt soyulması devam eder ve sonraki 3-6 hafta boyunca cilt pembeleşmeye devam eder. Bu tedavinin sonuçları bir ay sonra alınmaya başlar.

  • Uygulama sonrasında güneş banyosu ya da solaryum yapılması istenmez
    Uygulama sonrası doktorunuz tarafından verilen kremler düzenli olarak kullanılmalıdır.
    • Uygulamanın yapıldığı gün hastalar evlerine dönebilir ve günlük yaşamlarına devam edebilir.
    • Cinsel ilişkiye girmek için bir hafta beklenilmesi gerekir çünkü, tam olarak doku iyileşmesi bir hafta sonra gerçekleşir.
    • Uygulamanın ardından ilk günlerde hafif şişlik, ödem, kızarıklık ve su toplaması oluşabilir. Bunlar normal kabul edilir ve kısa sürede geçer.

Gördüğünüz gibi, çok kısa süren bir işlemle, sizi çok mutsuz edebilen bir problemden kurtulabilirsiniz.

Seçim sizin 🙂

erkek lazer epilasyon

Erkeklerde Lazer Epilasyon

Lazer epilasyon istenmeyen tüylerin yok edilmesinde yıllardır kullanılan etkinliği kanıtlanmış konforlu ve pratik bir çözümdür. Daha çok kadınlar tarafından tercih ediliyor gibi görünse de lazer epilasyon aslında erkekler arasında da oldukça rağbet gören bir işlemdir. Globalleşen dünyada erkekler de kadınlar kadar özbakım konusuna dikkat etmektedir. Birçok erkek ense, omuz, boyun, göğüs hatta özel bölgelerinde düzenli olarak tıraş bıçağı ya da ağda kullanıyor. Bunlar geçici çözümler olmakla birlikte sonucu değiştirmemekte yani tüylerin bitmesine herhangi bir şekilde etki etmemekte ve kişiye mali olarak bir külfet haline gelmektedir. Örneğin erkek sporcular için tüysüz olmak çok önemlidir. Spor müsabakalarında erkek sporcuların tüysüz olduğunu görürüz. Bunun tek sebebi estetik kaygılar değildir. Hatta estetik kaygı geri planda kalmaktadır. Tüyler, deri ile hava arasındaki sürtünme kuvvetini arttırmakta ve sporcu tüysüz olduğunda sürtünme kuvveti azalacağı için bu durum sporcunun hızına etki etmektedir. Ayrıca yaralanmalarda bölgenin tüysüz olması ilk müdahaleyi kolaylaştırıp enfekte olma riskini düşürmektedir. Nedenlerden biri diğeri de terleme sonucu oluşacak kötü kokuları önlemektir. Günümüzde müsabakalara katılacak kadar profesyonel olmasa da sağlığı ve dış görünüşüne önem veren birçok erkek lazer epilasyona başvuruyor. Erkeklerde özellikle Özel Bölge Lazer Epilasyonu, hijyen ve sağlık açısından çok gerekli bir işlemdir. Nedenine bakacak olursak; özel bölge  temizliği ve hijyeni açısından sürekli tıraş edilir ve bu tıraş işlemi özel bölgede tahrişlere, tüy batıklarına ve tüylerin yayılmasına sebebiyet verir.  Lazer epilasyon işlemi yapılmadığı takdirde, yaşı ilerlemiş kişilerde veya kilo problemi olan kişilerde özel bölgenin bakım ve hijyeninin sağlanması zorlaşacaktır bu da bir takım genital sağlık sorunlarına sebep olacaktır.

Peki Kuyruk Sokumunda Kıl Dönmesi Problemine Lazer Epilasyon Çare Olur mu?

Kıl dönmesi (Pilonidalsinus) Kuyruk Sokumu (Os Sacrum)’nda  sıkça görülen ve sevimsiz bir durumdur. Kılın cilt içinde birikerek kistik bir hale gelmesi ile oluşur. Enfekte olup apseye neden olabilir. Ağrı ve kokulu akıntı olur. Bu durum da kişinin yaşam kalitesini düşürür. Çözüm cerrahidir fakat rahatsızlığı yaşamamak adına önlem olarak lazer epilasyon yapılabilir. Lazer epilasyon kıl dönmesi problemiyle kaşılaşmamak için etkili bir yöntemdir. Bunun yanı sıra, eğer lazer epilasyon yapılmadıysa ve rahatsızlık oluştuysa da hekimlerimiz, hastaları tedavi sonrasında   kıl dönmesiyle tekrar karşılaşmamak adına lazer epilasyona yönlendirir.

Gelelim bir diğer sorunun cevabına;

Erkeklerde lazer epilasyon kadınlara göre daha hızlı mı sonuç verir?

Erkeklerde kil kökleri kadınlara göre daha güçlü olduğu için lazer ışınını daha fazla absorbe eder fakat bu daha hızlı biteceği anlamına gelmez; tam tersi testesteron hormonu nedeniyle erkeklerin seans sayısı kadınlara oranla daha fazla olur.

Son Olarak Özel Bölge Lazer Epilasyonu Yumurtalıklara Zarar Verir mi? Kısırlık Yapar mı?

Bu soru, hem kadın hem de erkek genital lazer uygulamalarında çokça sorulan bir sorudur. Lazer epilasyonun 1997 yalında FDA onayı almış olmasının yanı sıra çevre dokulara hasar vermediği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Lazer epilasyon sırasında verilen ışın cildin sadece bir kaç milimetre altındaki tüy köküne etki eder. İç organlara ulaşması ve zarar vermesi mümkün değildir.

lazer epilasyon nişantaşı

Lazer Epilasyonda Cihaz Seçimi Nasıl Yapılmalı?

Lazer Epilasyonda Cihaz Seçimi

Lazer cihazlarının birçok taklidinin olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Malum her başarılı ürün de cihaz da inanılmaz bir hızla taklit ediliyor. İnsan sağlığı söz konusu olduğunda da taklitler çoğu zaman tehlikeli bir hal alıyor. Lazer epilasyonda ise sahte cihazla yapılan uygulamalardan sonra bitmeyen tüyler cilt yanıkları gibi durumları da maalesef beraberinde getiriyor .

Peki doğru kararı nasıl vereceğiz? Neye göre seçim yapacağız ?

Dilerseniz önce lazer sistemlerini gözden geçirelim:

Alexandrite Lazer Epilasyon ; 755 nanometro dalga boyuna sahiptir. Spesifik bir cihazdır. Koyu tüylerde ve açık tende sonuç verir. İnce tüylerde çoğalma yapar. Koyu tende ise yanıklar oluşturur.

ND-Yag Lazer Epilasyon; 1064 nanometre dalga boyu ile en derine inen sistemdir. Oldukça ağrılıdır. Erkek sırtı ve genital bölge gibi spesifik bölgelerde etkilidir. Ten rengi ayırt etmez.

Diode Lazer Epilasyon ; 810 nanometre dalga boyuna sahiptir. Ten rengi ayırt etmez. Yaz-kış uygulanabilir. Acı seviyesi en düşük cihazdır. Kıllar kademeli olarak ısıtıldığı için acı ve ağrı en düşük seviyede hissedilir. Alexandrite’tan daha derine inmesine rağmen teknolojisi sayesinde daha az can yakar. Yanık riski hemen hemen hiç yoktur. Tabii ki sadece işin uzmanları tarafından uygulandığında bu sonuçları vereceği de unutulmamalıdır.

IPL Epilasyon ; Bir lazer teknolojisi değildir. Yine de değinmekte fayda var çünkü çoğu zaman Lazer Epilasyon sistemi olarak sunulur. IPL saçılarak yayılır ve çevre dokulara zarar verebilir. Teknolojisi seçici değildir. IPL yoğunlaştırılmış ışık sistemleridir. Başarı oranları oldukça düşüktür.

Ev Tipi Epilasyon Cihaları ; Online sitelerde oldukça fazla görülen ve ne yazık ki kalıcı bir çözüm olduğu iddiasında bulunulmasına rağmen etkili olmayan bir sistemdir. Ağda yönteminden bir farkı olmamakla birlikte beklentiyi asla karşılamaz. Kesinlikle lazer cihazı değildir ve kalıcı bir çözüm sunmaz.

Gelelim Hangi Sistemin En Doğru Kombinasyon Olduğuna ;

Kombinasyon diyorum çünkü hiçbir lazer cihazı tek başına tüm cilt ve tüy yapılarına çözüm sunamaz.

Kliniğimizde Q Swich Lazer ile Diode+Aref teknolojisi birlikte kullanılır. Her iki teknolojinin de cilt yenileme özelliği çok üst seviyededir. Q Swich sayesinde en ince tüyleri renk ayırt edilmeksizin taranabilir ve kesinlikle çoğalma yapmamaktadır. Aksine, tüyler tekrar eden seanslarla giderek azalır. Diode+Aref Lazer ile yine ten rengi ayırt edilmeksizin vücut bölgesinde orta ve kalın tüylerde de epilasyon imkanı sağlanır. Yine Diode lazeri , lazer ışını ile birlikte radyofrekans veriyor olması hem kıl kökünü ısıtmakta hem de cilt kalitesini arttırmakta ve bize konforlu bir epilasyon imkanı sağlamaktadır.

Kliniğimizdeki her iki cihazımız da orijinal ve FDA onaylı cihazlardır. Aslına bakacak olursak bu çok önemli bir husustur; çünkü  ne yazık ki ülkemizde ağda gibi yöntemlerde istenen tutarlara lazer hizmeti sunduğunu iddia eden işletmeler ve bu işletmelerin kandırmacasından zarar gören kişiler var.

Dikkatli ve bilinçli olmakta fayda var  çünkü sağlık her şeyden önemlidir.

Yaz Aylarında da Leke Tedavisi Mümkün

Lekeli cilt benim en çok kafa yorduğum cilt problemlerinden birisi. Doğru adımlar atıldığında ve tedavi sonrasında bilinçli bir süreç geçirildiğinde sonuç almak mümkündür. Hatta sonucu kalıcı hale getirmekte mümkündür. Genelde tedavi olmak , bir kere de kurtulmak ve sonrasında kafa yormamak istiyorsunuz. Aslında geldiğiniz durumu stabilize etmek düşündüğünüz kadar zor değil.

Gelelim lekeli ciltlerin bu dönem de neler yapması gerektiğine..

Yaz aylarının yaklaşması ile birlikte leke problemleri daha da artmaya ve göze batmaya başlar. Yılın bu zamanları  leke ile ilgili çok fazla talep ve soru alırız.  Öncelikle şunu söylemek gerek ki artık yaz dönemi de lekeli cilde müdehale edebiliyoruz. Tabii ki her işlemi yapamıyoruz, daha ziyade cildi güneşe karşı hassaslaştırmayacak bazı işlemlerle lekeyi kontrol altına almayı hedefliyoruz. Öncelikli kuralımız her zaman korunmak! Ama doğru korunmak. Etkinliğini bilmediğiniz, 30 faktör bir güneş kremini günde 1 kere kullanarak korunmuş sayılmayız. Bu kendimizi kandırmak olur. Güneşin lekeli / lekeye eğilimli  ciltlerde etkili olan 4 farklı Işın türü vardır. UVA ve UVB bu 4 ışın türü arasında en çok duyduklarımızdır.Bu sebeple koruyucumuzun tam koruyucu özellikli olması hem normal zamanda hem de cildimize bir müdahale yapıldığı zamanlarda oldukça büyük önem taşır! Genellikle göz ardı edilen diğer ışınlar ise bilgisayar, TV ve spot ışıklarıdır. Son yıllarda yapılan araştırmalar gösteriyor ki günlük hayatta sıkça maruz kaldığımız bu ışınlar da cilt lekelerinin oluşmasına ve var olan lekelerin derinleşmesine sebep olmaktadır. Bu sebeptendir ki artık güneş koruyucular da bu etkenler gözetilerek üretilmeye başlandı. Bize düşen de doğru ürünü tespit edip günlük hayatımızın bir parçası haline getirmektir. İşte bu nedenle çoğu danışanımıza nemlendirici yerine güneş koruyucu öneriyoruz. Çoğu koruyucunun nemlendirme, cilt tonu eşitleme ve koruma özelliği olduğu için üst üste başka ürünleri kullanmaya da gerek kalmamaktadır. Hatta makyaja gerek olmayan cilt felsefesi ile yola çıktığımız birçok danışanımızla bu kremlere geçtik ve fondötenleri bıraktık.

Bunların dışında özellikle hafta sonu gezilerinizde ve tatillerinizde ne kadar iyi bir teknoloji ile üretilmiş olursa olsun Güneş koruyucuların yetmeyeceğini üzülerek söylemek zorundayım. Bu noktada zararlı ışınlardan bir diğer korunma yöntemi olarak şapka, özellikle göz çevresi morluğu olan kişilerde geniş çerçevesi olan bir güneş gözlüğü, şemsiye gibi gölge yaratacak faktörleri de hayatımıza katmamız gerekecek. Koruma konusuna yeterince değindiysek geçelim ikinci adıma..

Müjde! Çok sık tatil yapmıyorsanız ve tatil tarihleriniz belirliyse lekeleriniz için çalışmaya devam edebiliriz. Örneğin, Diamond Shine Terapi tam bir leke düşmanıdır. Bu protokolü lekeli ciltlerde uyguluyorsak, kullandığımız temizleyiciden sürdüğümüz maskeye, enjekte edeceğimiz vitaminden kullandığımız lazerin yöntemine kadar bütün aşamalarda lekeli cilde özel çalışıyoruz. Zaten Diamond Shine Terapi’nin en önemli özelliklerinden birisi ciltte renk dengesi sağlamak. Bunun yanı sıra; leke oluşumunu engellemek ve lekeye neden olan melanin pigmentini baskılamaktır. Melanin pigmentini baskılamanın neden önemli olduğuna gelecek olursak;  Güneş’in daha etkili olduğu yaz aylarında melanin pigmenti aktifleşir ve lekelerimiz daha görünür olmaya başlar ya da var olanlar daha görünür hale gelir. Yazın bu şekilde kontrol altına aldığımız lekeli cildi kışın ışıl ışıl bir hale getirmek daha kolaydır.

Bir diğer yöntem de cildin kendi bariyerini güçlendirmektir. Cilt bariyerini güçlendirmek Güneş koruyucu kullanmak kadar önemlidir. Yıllar içerisinde dış etkenlere maruz bırakılarak DNA yapısı bozulmuş, gücünü ve dayanıklılığını yitirmiş cildi yeniden güçlendirmek ve yapılandırmak aslında yapılması gereken ilk iştir. Bu işlem genellikle gözden kaçırılır. Bunun için de yapılacak en doğru işlemlerden bir tanesi deri altı dokularını ihtiyacı olan vitamin, mineral ve peptitlerle beslemektir.

Tüm bunların dışında daha agresif yöntemler için elbette ki kış aylarını bekliyoruz. Fakat yaz aylarında cildim için ne yapabilirim diyenler için bu bilgiler de burada dursun. Yazın leke tedavi olmaz diye düşünerek ne de olsa kışın tedavi olacağım diye bol bol güneşlenip cildimize zarar vermeyelim. Gelin yaz aylarında da cildinizi yeniden yapılandıralım.

Sağlıklı günler dileriz.

psikolojik yaşlanma

Cildin Düşmanı Psikolojik Yaşlanma

Kronolojik olarak cildimiz de dahil saçımız , tırnağımız , iç organlarımız yani tüm bedenimiz yaşlanır. Yaşlanmak doğal bir süreçtir ve bizler yaşlanma karşıtı adı altında size sunduğumuz her türlü medikal çözümü aslında bu doğal, kronolojik yaşlanmaya karşı sunarız.

Cildin yaşlanmasının %40 yapısal %60 dış etkenlerden kaynaklandığının  bilincinde olan, sizlere danışmanlık ve hizmet veren her uzman gibi asıl engel olmak istediğimiz şeyin tam olarak cildi dış etkenlerden kaynaklanan yaşlanmaya karşı korumak olduğunu söylemek isterim. En büyük dış etkenlerden biri olan Güneş ve neden olduğu foto-yaşlanmayı diğer yazılarımda detaylıca anlattım. Ama bir dış etken daha var ki, o da özellikle biz kadınların daha hassas ve daha detaycı yapıda olmamızın sonucu olarak ortaya çıkan psikolojik yaşlanmadır. Biliyorum ki pek çoğumuz bunu hesaba katmıyoruz.

İyi beslenerek, spor yaparak kronolojik yaşlanmayı azaltabiliriz. Birçok fiziksel önlem alarak cildimizi foto-yaşlanmaya karşı koruyabiliriz. Peki psikolojik yaşlanmaya karşı bedenimizi nasıl koruyacağız?

Tabii ki karşılaştığımız birçok zorluğu, sıkıntıyı kendimizden uzaklaştırmak, onlarla baş etmek o kadar da kolay olmuyor. Şehirli kadının sırtındaki yük giderek artıyor. İş hayatının yükü, para kazanma, aile olma, çocuk anne eş baba olma ya da yalnız olma stresi, her daim güçlü görünmek için verdiğimiz mücadele… Yeter mi ? Hayır yetmez!
Her daim bakımlı ve hoş da gözükmek istiyoruz. İyi bir anne, iyi bir eş, başarılı bir iş kadını, iyi bir evlat olmak istiyoruz. Bazen ise hiçbiri olmak istemiyoruz.

Tüm bunları yapmaya çalışırken bazen tökezleyebiliyoruz, bazen yetişemiyoruz, bazen ise başaramıyoruz.

Bu bizi eksik, yetersiz ya da işe yaramaz mı yapar ? Bence hayır.

İşim dolayısıyla o kadar çok kadın tanıdım ve o kadar çok hayata dokundum ki size anlatamam… Ve şuna karar verdim ; en basit tabiri ile biz kadınların gülünü solduran yegane şey psikolojik olarak bizi yıpratan olaylar. Boşanma, aldatılma, kandırılma, küçük görülmek, aşağılanmak, bir yakınını kaybetmek, çocuğu ile ilgili bir problem yaşamak, sahip olduklarını kaybetmek, işini / maddiyatını / maneviyatını / saygınlığını kaybetmek bir kadını yaşlandıran şeylerdir. Genç olduğuna asla inanamadığım kadar yaşlı görünen yüzler tanıdım ve biz kadınların ışığının ve güzelliğinin en başta mutlu olmaktan ya da başka bir deyişle mutsuz olmamaktan geçtiğini öğrendim. Yaşadıklarımızı değiştirebilir miyiz ya da nasıl engel olabiliriz bilmiyorum ama bu yaşadıklarımızın bizde yarattığı fiziksel deformasyonları gidermek adına her zaman danışanlarıma ayrı ayrı kişisel çözümler sunabileceğimi biliyorum. Üzgün ve yorgun görünen bir yüz için yapılabilecek çok şey var. Botokslar, Dolgular, Ameliyatsız Yüz Gençleştirme, UltheraScarlet SDiamond Shine Terapi gibi birçok çözüm ile yüzünüzde kaybettiğiniz o tazeliği ve gençliği size tekrardan geri verebiliriz.

Kendimizi beğenmek bir kadın olarak bizlerin en temel psikolojik ihtiyacıdır. Aynaya baktığımızda kendimizi güzel bulmak, kişisel bir motivasyon, özgüven ve özsaygı kazandırır. Birilerine benzemek zorunda değiliz. Önemli olan kendinin en iyi versiyonu olmaktır ve bunları sizlere sağlayabilmek için ben Isabel ve ekibim her zaman yanınızdayız.

jawline dolgu

JAWLINE ÇENE DOLGUSU NEDEN MEŞHUR OLDU?

JAWLİNE ÇENE DOLGUSU NEDEN MEŞHUR OLDU?

Ne oldu da birden bire çene dolgusu bu kadar önem kazandı? Neden belirgin bir çene hattı genç ve güzel görünmenin olmazsa olmazı oldu?
Uzun yıllardır dolgu maddesini yüzün çeşitli bölgelerinde önerdik. Çoğu zaman amacımız yüze kaybettiği ya da hiç sahip olmadığı enerjiyi ve tazeliği vermekti. Tabii ki bu uğurda yapılan bazı hatalar; sokaklarda, alışveriş merkezlerinde yüzünü arı sokmuş gibi görünen kadınları sıkça görmemize neden oldu. Çünkü zannedildi ki yüzü daha enerjik ve diri göstermek, sadece yuvarlak ve dolgun yanaklarla mümkündür ve yuvarlak yüz ideal yüzdür. Halbuki ideal yüz şekli diye bir şey yoktur. Yüz şekilleri farklı farklı sınıflandırılsa da ana ayrım maskulen ( erkeksi ) yüz ve feminen (kadınsı )yüzdür.

Jawline Dolgusu
Jawline Dolgusu

Mesleki eğitimimi aldığım yıllarda, yüz tiplerini öğrenirken benim yüz şeklim; küçük bir yüzüm olmasına rağmen çenemin küçük bir köşesi olması ve hattının belirgin olması sebebiyle sınıf tarafından maskülen olarak kabul edilmişti. Eğitmenlerimizle birlikte bu yüzü feminen hale nasıl getiririz diye tartışmıştık fakat ben daha o yıllarda bile buna katılmaz ve belirgin kemik hatlarının dolgun yanaklardan daha avantajlı olduğunu düşünürdüm.

Haklı çıkmak bir yana dursun kendi adıma hep kemikleri belirgin yüz hatlarını beğendim ve altında yatan psikolojik nedenleri merak ettim. Muhtemelen şu anki genel kanının da belirgin ve kemikli yüz hatlarından yana olmasının nedenleri de benim nedenlerimle aynı.

Gelin o nedenlere birlikte göz atalım…

GÜÇLÜ VE ASİL…

Jawline Dolgusu
Jawline Dolgusu

Genç yaşlarda yanaklardaki yağ yastıkçıkları daha dolgun olur. Bir de yanak yapısal olarak dolgun ve yuvarlaksa bu durum yüz bölgesinde yarattığı ağırlık sebebiyle, yaş ilerledikçe dokunun sarkmasına neden olup sevimsiz bir görüntü ortaya çıkarır. Sarkan dokuyu yine elmacık kemiklerine bol bol dolgu yaparak toparlamaya çalışmak, o az önce bahsettiğimiz ve beğenmediğimiz şiş suratların ortaya çıkmasına neden olur. Artık hekimlerimizin kemik hatlarını belirginleştirmesi, dolgu ile gençleştirme mantığını Türkiye dahil tüm dünyada doğru bir mantığa oturttu. Yüzün üst kısmı için gösterilen özen artık alt yüz için de gösteriliyor. Jawline dolgu, çene ucu dolgusu ve eğer yeterli değilse elmacık dolgusu ile silüetiniz belirgin ve diri görülecek. Çevreniz dolgu yaptırdığınız için size kilo almış olduğunuzu söylemeyecek, tam tersi zayıflamak için ne yaptığınızı soracaktır. Çünkü doğru yapılan Jawline ve benzeri dolgular yüzünüzün daha ince ve hatlı görünmesini sağlar. Daha enerjik, daha diri bir yüz hattına sahip olursunuz.

Peki bu işlemin diğer artıları nelerdir? Örneğin; çene kemiğinin geride olması sizi daha gıdılı gösterir. Burnunuz olduğundan daha iri gibi algılanır. Bu bölgeye yapılan dolgu, hem gıdı görüntüsünü ortadan kaldıracak hem de burun-çene daha orantılı görünerek yüzünüze genel bir denge ve güzellik getirecektir. Güçlü bir çene kontörü genç, canlı ve çekici bir görüntüye sebep olacaktır.

Gelelim Erkek Danışanlarımıza…

Çene hattı belirginliği tartışmasız en çok erkek danışanlarımızda kabul gören ve hoş görünen uygulamadır. Özellikle burun büyüklüğünden şikayetçi beylerin, eğer çene hattı güçlü değilse önce bu bölgelerine müdahale edip daha sonra hala burunlarının görüntüsü rahatsız ediyorsa, o zaman  burunlarına müdahale etmeyi düşünmek gerekir. Erkekler Jawline dolgu sonrası daha maskülen ve daha asil bir görüntüye sahip olacakları için şu sıralar bu işlemi oldukça fazla tercih ediyorlar.

Biz kadınlara dönecek olursak; çene hattı belirginliğimizi kaybettiğimiz zamanlar da oluyor. Bu da yüzün sarkması ile birlikte baş gösteriyor. Yüzdeki sarkma çok ileri boyutta değilse ameliyatsız medikal yöntemlerle toparlamak ilk tercih olmalıdır. Bu zaten çene hattınızın yeniden belirginleşmesine neden olur. Yine de biraz daha güçlendirilmek isteniyorsa, bu evrede dolgu ile desteklenebilir.
Hollywood Yanağı olarak da adı geçen görüntüye kavuşmanın tek yöntemi, elbette belirgin elmacık ve çene hattı değildir. Yanaklardaki yağ yastıklarının iri olması, bu hattı oluşturmamızda bize engel olabilir. Bunu ise iki yöntem ile küçültebiliriz; birincisi medikal çözümlerdir. Bunlar yağ miktarını azaltan enjeksiyonlar ve radyo frekansı olarak karşımıza çıkar. Bir diğeri de cerrahi yöntemdir. Ağız içinden küçük bir kesi ile bildiğiniz yastığa benzeyen bitchat fatpad diye bilinen bölgenin, bu küçük keseden çıkartılarak bölgenin çökük bir görüntüye sahip olmasına ve daha ince ve zarif görünmesine yarayan cerrahi bir müdahaledir. Buna da bişektomi adı verilir.

Gelelim güçlü ve asil meselesine…Artık biz kadınlar kırılgan, kaygılı, hassas, duygusal gibi kavramlarla anılmak ve var olmak değil; saçımızdan tırnağımıza, yüzümüzden gülüşümüze, duruşumuza  kadar güçlü ve asil olmanın, böyle bilinmenin peşindeyiz. Kadınlar artık toplumun kendisi için uygun gördüğü standartlarla değil, aynada gördüğüyle ve onun kendisi için uygun gördükleriyle ilgileniyor. Belki de estetik ve güzellik algısını değiştiren de biz kadınların bu hayatta artık daha emin adımlarla ilerleme isteğimizdir.

Kadınlar da erkekler de yüz şekilleri maskülen de olsa, feminen de olsa aynada gördükleriyle mutlularsa ve bunda bizim biraz da olsa payımız olursa ne mutlu bize.